Can Atilla’dan: “Mevlâna’dan çağrı dans müziği”

Ağustos 26th, 2008

Can AtillaElektronik New Age müziğin ülkemizde ve yurt dışındaki başarılı temsilcisi Can Atilla, büyük ilgi gören Osmanlı üçlemesi “Cariyeler ve Geceler”, “1453 - Sultanlar Aşkına” ve “Aşk-ı Hürrem” albümlerinin ardından yepyeni albümü “Mevlâna’dan Çağrı dans müziği” ile Mevlâna’nın sırlarla dolu mistik - kainatsal dünyasını notalarına yansıtıyor…

Can Atilla’nın, Mevlâna anısına yazdığı ilk eser olan “800. Yıl Oratoryosu” İstanbul Devlet Operası Orkestra ve Korosu tarafından Aya İrini, AKM ve Uluslararası Aspendos Festivalinde sahnelenmiş, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası tarafından da seslendirilmişti.

Ayrıca TRT tarafından çekilen, Türkiye Yazarlar Birliği “2007 En İyi Televizyon Belgeseli” ödülü ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin “2007 Türkiye Televizyon ve Gazetecilik Başarı Ödülü” sahibi “Mevlâna Celaleddin-i Rumi” belgeselinin müziklerini de bestelemişti.

Sanatçı, Mevlâna anısına bestelediği onbinlerce dinleyiciye ulaşmış bu epik oratoryonun ardından yine Mevlâna konulu tümüyle özgün ilk Türk balesi  olan “Çağrı” dans gösterisinin müziklerini besteleyerek bu eserleri yeni albümünde topladı.

Albümde Mevlâna’nın 1207 yılında Afganistan’da başlayan ve yüzyıllara yayılan hayat hikayesini anlatan sanatçı, O’nun yalnızlık ve arayış dolu sevgisinin ilahî aşka dönüşmesini müziğiyle yeniden canlandırıyor. 15 parçadan oluşan albümde Mevlâna’nın hayatını değiştiren olaylar, kişiler, rüyalar, Mevlevi ney taksimleri, etnik- ritüelik dans ritmleri ve senfonik bir müzikle ifade ediliyor. Besteci Can Atilla yeni albümünü şu sözlerle anlatıyor:

“Mevlâna” söz konusu olunca müziğin derinliği ve insan ruhundaki çağrışımları bambaşka olur. Ama nedense beni en çok etkileyen konu Şems-i Tebrizi olmuştu. Belki de tetikleyici ve yakıcı olmuş olması sebebiyledir. Bu tanrısal dostluk sanki bir şeylerin “kırılma noktası” gibi geldi bana. Sanki bardak zaten hep taşmayı beklemiş gibi. Müziği bestelerken aklımda hep aynı soru vardı: Ya Şems gelmeseydi?

Devlet Opera ve Balesi’nde sahnelenmeye devam eden “Çağrı” dans gösterisinin koreografisi dünyaca ünlü Mehmet Balkan’a ait. Lale Balkan tarafından sahneye konulan eserin orijinal öyküsü ve librettosu ise gazeteci - yazar Şefik Kahramankaptan’a ait.

Albümde yer alan eserler ise sırasıyla şöyle:

1 –Belh – Afganistan 1207 ( Toplu dans )

Horasan diyarının büyük alimi Bahaeddin Veled bir oğul sahibi olur. Adını Celaleddin koyar. Yıllar rüzgarlara karışır, tüm aile bir sabah Horasan’dan kervanla ayrılır. Bağdat’ a geldiklerinde Bahaeddin Veled, alim Ferideddin - i Attar’ ı ziyaret eder. Celaleddin’ i gören Attar alimler sultanına “bu senin oğlun bir ateştir, kordur, yanmak isteyen gönülleri alev alev yakacak” der. Sekiz yüz yıldır dünya, aşkının görkemiyle onu anıyor, gönüller Tanrısal hayranlığa giden yolda onun dizeleriyle yön buluyor.

2- Rüzgarlar Sustuğunda ( Mevlana, halk, dervişler - solo ve toplu dans )

Babası ölmüş ve kürsü boş kalmıştı. Onun eteğini tutanlar şimdi yeni bir yol gösterici arıyorlardı. Alimler Sultanı düşler aleminden gerçekler alemine göçmeden önce oğul Celaleddin’e söylenmesi gerekenleri söylemiş, hakikat sırlarını bir bir göstermişti .Ama o, şimdi bu beklenmedik yokluk karşısında şaşkın, kanadı kırık, yolsuz yordamsız kalmıştı. Halk toplandı, (2:07) “hakikat yolunda bize yol göster, ışığımız ol, fenersiz gemiler karaya oturur” dediler ve babasının yerine onu oturttular.

3- Gevher Banu’nun Aşkı ( solo dans )

Mevlana, Şems-i Tebrizi’nin yok oluşunda kaybolmuştu. Acı içinde suskun, bir köşede gelmeyecek olanı bekliyordu. Gevher Banu ise kocasının acısını hissediyor, onu sevgisiyle avutmaya çalışıyordu. Ona, yolunu gözleyenleri hatırlatıyor, hayata dönmesi için adeta yalvarıyordu.

4- Maracel Behreyn ( Şems solo dans - Mevlana ile ikili dans )

Hayatı boyunca hakikatin peşinde, kendini onda görebileceği bir mürşit arayıp durmuştu. O “aşk göklerinde kanat çırpan”ı arıyordu. Bağdat da, Şam’da niceleriyle konuştu, tartıştı. Sonunda onu Rum ülkesinde, Konya’da buldu. (2:22) İki deniz birbirine kavuştu,(2:46) sözler gerçek anlamını buldu, ve birbirlerinde Tanrı’nın yansımalarını seyrettiler.

5- Ateş’in Daveti ( Halk - toplu dans )

Şems’in gelişi ile coşan ilahi aşk ateşle harlanıyor, tanrı sevgisi ile taşan gönüller arşa yüceliyordu. Ona neden Sema ettiğini soranlara “sema hayretlerin bitmesi, hayranlıkların başlamasıdır, sema hayattan ölüme uçuş, ölümden ölümsüzlüğe kanatlanıştır” diye cevap veriyordu. Bu sözleri duyan halk onunla birlikte sema etmeğe başlamıştı. Ruhlar onun ışığında yıkanıyor, semada birleşiyordu.

6 – Şems-i Tebrizi’nin Ardından ( Mevlana, haberciler - toplu dans )

Şems’in yok oluşuna inanmak istemiyor, “gitti, onu çok üzdük, ama o beni sever, mutlaka dönecektir” diye yokluğunda kendini avutmaya çabalıyordu . Ondan haber getirdiğini söyleyenleri bir çocuk saflığıyla dinliyor, onlara kaftanını, eşyalarını çekinmeden hediye ediyordu. ( 2.45 ) Haberlerin gerçek olmadığını kendisine söyleyenleri ise “bütün bu hediyeleri onların yalan haberlerine veriyorum, gerçeğini duysam canımı verirdim” diyerek cevaplıyordu. ( 3:17 )

7- Işıkla gelen ( Dervişler - toplu dans )

Sahnenin tam ortasında ışıktan oluşmuş Nur’u temsil eden bir şekil belirir. Halk aradıkları Nur’a kavuşmanın heyecanı ile sema ederler.

8- Kervan ve Son Yolculuk ( Giriş Müziği ve cenaze sahnesi - toplu dans )

Giriş Müziği:
Bahaeddin Veled kendisine Horasan’da yapılan haksızlıklara dayanamaz ve bir gün sabahın ilk ışıklarıyla ailesi ve ona inananlarla birlikte yola çıkar. Kervan önce Bağdat’a, sonra sırasıyla Mekke’ye, Şam’a, Erzincan’a, Malatya’ya, Kayseri’ye ve sonunda Larende’ye yani Karaman’a gelir. Yedi yıl geçmiştir ve Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ ın ısrarı ile Alimler Sultanı Konya’ya yerleşir.

Perde Açılışı:
Koca bir ömür geçmiş, 17 Aralık 1273 günü gönüller sultanı Mevlana hakka yürümüştü. ( 0:52 ) Cenazesi “Ne olursan ol yine gel” çağrısına uyanlarla dolup taşıyordu. Müslüman olsun olmasın tüm Konya halkı cenazede idi. İseviler “Biz İncil’in sırlarını ondan öğrendik” diye göz yaşı döküyorlar, Museviler ise “Bir kez daha Musamızı kaybettik” diyerek feryad ediyorlardı. Bu izdiham sırasında taraflar arasında tartışmalar yaşandı. (2:14) Gayrı Müslimler Müslümanlara “Sizler nasıl onun müridi iseniz biz de onun muhibbiyiz” diyerek ona olan sevgi ve saygılarını dile getirdiler ve tartışmalar sona erdi. (4:00) Çağrısı bir kez daha yerini bulmuş, sonsuzluğa giden yolda sevgi bir kez daha ruhları birleştirmişti.

9- Bir Meltem Esintisi ( Solo dans )

Sıkıntılı günler geride kalmıştı. Şems bir fırtınaydı, kasırgaydı. Oysa Selahaddin bir meltem esintisi gibiydi, onu sükunete, huzura kavuşturuyordu. Bu can dostluk sürerken kin ve nefret tohumları yine baş verdi. Onu da Şems-i Tebrizi gibi yok etmeye karar verdiler. ( 2:04 ) Ama Selahaddin “Gerçekten karar verdilerse beni yok etmeye, bende haktan hayırlısını diliyorum ve onların hakkında da hayır dua ediyorum” diye onlara cevap verince utandılar ve af dilediler.

10 – Şems’in Rüyası 1. Gece - Melekle Dans (Şems-i Tebrizi ve Melek-ikili dans )

Rüyasında Mevlana’nın insan için arzuladığı tüm özellikleri temsil eden bir melek ona gelir. Onun varlığının Mevlana için ne kadar kutsal olduğunu bir kez daha Şems’e hatırlatır. Halkın tüm kötülüğüne karşı kendindeki iyiliğin bozulmaması konusunda onu uyarır. Kötülüğün kaynağı olan Şeytan’ın insanlara farklı şekillerde gözükebileceğini, bu aldatmacalara inanmaması gerektiğini söyler ve kaybolur.

11 – Göklerin Daveti ( Toplu dans )

Mevlana çarşıda kuyumcu Selahaddin’in dükkanının önünden geçerken çekiç seslerini duyar. Bu ritm onu semağa davet eden kudüm seslerini çağırıştırır ve çarşının ortasında sema etmeğe başlar. Selahaddin bu olayı görünce o da göklerin davetine uyar ve Mevlana’ya katılır. Bir yandan da “koşun yağma edin, hep altın istemiyormuydunuz?, işte size altın, hepsi sizin olsun, bana artık gerekmiyor, çünkü ben gerçek altın madenini buldum” demektedir. Onun ardından çıraklar ve halkta onlara katılır.

12 - Şems’in Rüyası 2. Gece–Şehvet Dansı (Şems-i Tebrizi ve dansçı - ikili dans )

Şems-i Tebrizi rüyasında, bu kez dünyevi zevkleri temsil eden kadın görünümünde bir varlıkla birliktedir. Onu danslarıyla etkileyen, kendinden geçmesine sebep olan bu kadın ona terk ettiği dünyevi zevkleri yeniden tattırmak için bütün dişiliğini kullanmaktadır. Tüm bu karanlık çağrılara direnen Şems, sonunda ondan kurtulmayı başarır.

13- Şems’in Rüyası 3. Gece -Şeytanla Dans (Şems-i Tebrizi ve Şeytan-ikili dans)

Üçüncü gece yine rüyasında kötülüğü temsil eden Şeytan gerçek yüzüyle ortaya çıkar. Daha önce farklı yüz ve şekillerde ortaya çıkan Şeytan, Şems’i ayartamamış olmanın kızgınlığı ile onu korkutan ritüelik bir dansa başlar. ( 1.00 ) Bir karabasan olarak onu kuşatır her yanını sarar.

14 - Sararmış Yıllar ( Mevlana solo – halk toplu dans )

Yıllar geçmiş, hüzün dolu tozlu sayfalar sararmıştır artık. Mevlana hastalığının bu kez onu terk etmeyeceğini hissetmektedir. Tüm hayatı, acıları, anılarından akıp gider. Ama vazifesini yapmış, Allah aşkına giden yolda insanlara yön göstermiştir. ( 1:36 ) Tüm dinlere mensup insanlar ona inanmışlar ve onun sevgi yollunda sonsuz görkemi aramışlardır. Tam bunları hatırlarken Şems ile ilk kez karşılaştıkları günü hatırlar. ( 2:44 ) Şems’in boşluğunun aslında hiç dolmamış olduğunu hisseder ve kahrolur. ( 3:22 )

15 - Yine Gel Ne Olursan Ol ( Final – halk toplu dans )

Sekiz yüz yıl geçti aradan. Onun güneş gibi nuru hala bütün dünyayı aydınlatıyor. Ondan doğan evrensel aşk tüm dinleri ve toplumları Tanrının merhameti ve sevgisi etrafında birleştiriyor ve Çağrısı hala milyonları birbirini sevmeye ve değiştirmeden kabul etmeye davet ediyor.

Yıldız Kaplan’dan Yeni Albüm “Motive”

Ağustos 26th, 2008

Yıldız Kaplan, üç yıl aradan sonra “Motive” isimli bomba gibi bir albüm ile dönüş yapıyor. Doğum sancıları çeken Yıldız Kaplan, “Motive”nin doğumundan hemen sonra bir de erkek bebek dünyaya getirecek…

Müzik dünyasının sevilen isimlerinden Yıldız Kaplan, üç yıllık suskunluğunu ‘Motive’ isimli yepyeni bir albüm ile bozacak. Üç yıl önce ‘Sayende’ isimli bir albüm çıkartan ve müzik piyasasındaki tüm ödülleri toplayan Yıldız Kaplan, ‘Motive’ ile de çok iddialı.

Yıldız Kaplan prodüktörlüğünü kendisinin yaptığı, Şehrazat, Nazan Öncel, Müfide İnseler, Metin Özülkü, Bülent Yetiş, Sude Bilge Demir gibi ünlü isimlerin şarkılarını seslendirdiği albümünün düzenlemeleri de Volga Tamöz, Emre Irmak ile Metin Özülkü’ye ait. Albüm öncesi doğum sancısı çekmeye başlayan Yıldız Kaplan, önümüzdeki ay bu acıyı bir kez daha çekecek. Çünkü bu ay dünyaya gelecek “Motive”den sonra bir de nur topu gibi bir erkek dünyaya getirecek. Hamileliğin ilk aylarında “Motive” şarkısına Deniz Akel yönetmenliğinde klip çeken Yıldız Kaplan, “Çok güzel heyecanlar yaşıyorum. Çok heyecanlıyım. İki bebek dünyaya getiriyorum. Ben kendimi çok şanslı hissediyorum.” dedi.

Şarkılarının motive yüklü olduğunu söyleyen Yıldız Kaplan, “Güzel ve pozitif yüklü şarkılar söyledim. İnsanların en ihtiyacı olan bir dönemde güzel ve eğlenceli şarkılar söylemeye özen gösterdim. Bir de tabii ki dünyaya getirmeye hazırlandığım bebeğim, ben stüdyoda şarkıları söylerken bana güzel mesajlar gönderdi. Onun güzel ve motive eden tekmeleri ile bu şarkıları yorumladım. O yüzden herkes bu şarkıları dinlerken motive olacak” diyerek iddiasını ortaya koydu.

Galatasaray Milan Baros ‘u Transfer Etti!

Ağustos 26th, 2008

Galatasaray forvet arayışlarını sonlandırdı ve Dünyaca ünlü bir yıldıza imza attırdı.

Bu oyuncu Milan Baros!..

Resmi sitede yayınlanan açıklama metninin tamamı şu şekilde :

“Galatasaray, Olympique Lyonnais’un Çek yıldızı Milan Baros’u renklerine bağladı. 3 yıllık anlaşmaya varılan Baros transferini futboldan sorumlu yönetim kurulu üyemiz Haldun Üstünel Galatasaray TV’ye açıkladı.Milan Baros, 28 Ağustos 2008 Perşembe günü İstanbul’a gelecek.

Transferi Galatasaray TV’ye değerlendiren yönetim kurulu üyemiz Haldun Üstünel “Öncelikle Galatasaray camiası ve spor kamuoyuyla yeni bir transferi paylaşmanın sevincini ve gururunu yaşıyoruz. Yine dünya çapında bir oyuncuyu Türkiye’ye getirerek büyük bir iş yaptığımıza eminiz. Futbol kariyeri belli olan, dünyanın önde gelen bir çok ünlü takımında oynamış Milan Baros artık Galatasaraylı. Kulübüyle bonservis konusunda anlaştık ayrıca kendisiyle de 3 yıllığına anlaşmaya vardık. Tüm imzalar atıldı.. Tam bir ekip çalışması gerçekleştirdik, bu transferde emeği geçen tüm Galatasaraylılara ve camiamıza hayırlı olsun.Galatasaray Türk futbolunun önemli bir markası ve biz de futbolun marka isimlerini camiamıza kazandırmaya devam ediyoruz.”şeklinde konuştu

Haldun Üstünel, Kewell ve De Sanctis’den sonra Baros transferinde de önemli katkısı olduğu yönündeki soruyu ise şöyle yanıtladı “Tabiî ki bu tip transferler uzunca bir süreç alıyor ama biz ekip çalışmasıyla transferi gerçekleştirdik. Bireylere pay biçmeyelim.”

MiLAN BAROS KiMDiR?

Doğum tarihi: 28 Ekim 1981
Doğum yeri: Çek Cumhuriyeti
Boy: 1.84
Kilo: 78
Mevki: Forvet
Kariyeri: 222 maç / 58 gol
Milli Takım: 59 maç / 31 gol

Vodafone: Trafik kurallarına uyalım

Ağustos 10th, 2008

Geçen hafta cep telefonuma İçişleri Bakanlığı imzalı bir uyarı mesajı geldi.

Vodafone kaynaklı bu mesajda, “Trafik kurallarına uymak yasal ve yaşamsal sorumluluktur” yazılıydı. Çevremdekilerle mesajın içeriğini paylaştığımda, yorumlarımız “Demek ki İçişleri Bakanlığı operatörlere zorunluluk getirdi, Vodafone da abonelerine SMS gönderiyor” şeklinde birleşti. Ardından bilgisayarın e-posta kutusuna düşen bilgi notunda durumun böyle olmadığı anlaşıldı.
Notta Vodafone’un toplumsal duyarlılığı artırmak için bu mesajları kendisinin göndermeye karar verdiği belirtiliyordu. İçişleri Bakanlığı’nın çalışmalarına destek olma kararı alan şirket, bu yönde bir girişim başlattı.
Telefonlara gelen onlarca ‘pazarlama odaklı SMS’in yanında arada sırada operatörlerin bu yönde mesaj göndermesi, en azından bizim örneğimizde olduğu gibi trafik konusunun gündemde tutulmasına ve emniyet kemerlerinin kullanılmasına yardımcı olabilir.
Şimdi sıra bu konuda (trafik-güvenlik) oldukça hassas olduğunu bildiğimiz Süreyya Ciliv (Turkcell) ile Avea’da…

Online bahiste 183 siteye gözaltı

Ağustos 10th, 2008

Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü, sanal ortamda oynanan kumar ve bahis oyunlarıyla mücadele kapsamında 183 site hakkında dosya hazırladı.

Teftiş Kurulu, incelemelerin ardından 68 dosyayı gereği yapılmak üzere Hukuk Müşavirliğine intikal ettirdi. Hukuk Müşavirliği de, kendisine gelen 68 dosya hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu.
Söz konusu süreçte Cumhuriyet Savcılıkları, Asliye Hukuk ve Sulh Ceza Mahkemeleri tarafından toplam 43 internet sitesi hakkında “erişimin engellenmesi” kararı verildi.
Aynı Yönetmelik kapsamında İdare, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü’ne yasadışı kumar ve bahis sitelerinin reklam ve tanıtımını yayınlayan 18 site hakkında da bildirimde bulundu.

ÖSS - ÖSYM Yerleştirme Sonuçları

Ağustos 10th, 2008

11 - 15 Ağustos tarihleri arasında ÖSS - ÖSYM yerleştirilme sonuçlarının açıklanması beklenmekte. Sınav sonuçları www.osym.gov.tr adresinden yapılıcaktır.

Cep aramalarında 11 rakam tuşlanacak

Ağustos 10th, 2008

Cep operatörleri Kasım 2008’de hayata geçmesi planlanan numara taşınabilirliği uygulamasında çalışmalara hız verdi.

Yakında alan kodu olarak bilinen ilk dört rakamın, yapılan tüm aramalarda kullanılması uygulamasına başlanacak.
Şimdiki uygulamada, kullanıcı bir arama yaptığında karşı taraftaki kişiyle aynı alan kodunu kullanıyorsa, ilk dört rakamı tuşlamasına gerek yok. Yedi haneli numaranın tuşlanması yeterli oluyor. Fakat tek numarayla farklı operatörlerden hizmet alma döneminin başlamasının ardından alan kodu olmadan yapılan aramalar ciddi karışıklık yaratacak.
Bu yüzden Telekomünikasyon Kurumu, operaterlerden, ilk dört hane tuşlanmadan yapılan aramalara son vermesini istedi.
Bu konuda çalışma başlatan Turkcell, ilk dört rakam tuşlanmadan yapılan aramalarda ilgili aboneyi sesli bir mesajla ‘1 Eylül’de yedi haneli aramalara son verileceği, 11 rakamlı aramalara geçileceği’ konusunda uyarmaya başladı.

Sanal âlemin yeni yıldızı: Zynga

Ağustos 10th, 2008

Son dönemde internette yatırımcıların ilgisini çeken siteler genellikle sosyal paylaşım merkezli adresler oluyor.

Bunun son örneği 29 milyon dolarlık bir yatırım çeken Zynga.com oldu. İnternette önemli yatırımlara imza atan Kleiner Perkins Caufield&Byers’dan gelen bu yatırım, tüm dikkatleri Zynga.com’un üzerine çekti.
Online platformda ücretsiz olarak poker, puzzle ve birçok farklı oyunu oynama imkânı sunun sitenin öne çıkma sebebi ise Facebook, Myspace.com, bebo ve friendster.com gibi sitelerle uyumlu çalışıyor olması.
Zynga’nın birçok oyununun Facebook uygulaması, internette yaygın olarak kullanılıyor.
Şu an itibariyle 55 milyon kayıtlı üyesi bulunan sitenin aylık oyuncu sayısı ise 18 milyon kişiye ulaşıyor. Siteye gelen günlük ziyaretçi sayısı ise 450 bin kişiyi buluyor.

Hollywood internete taşındı!

Ağustos 10th, 2008

Film endüstrisi internetten yasadışı film yükleyenlerle mücadele yerine teknoloji firmalarıyla işbirliğine gitmeye başladı. İnternete bağlanan oyun konsolları ve televizyonlar artık birer film üssü haline geldi

Bilgisayarlara internetten yasadışı yollarla indirilen filmlerin önüne geçmeyi başaramayan film üreticileri, art arda teknoloji firmalarıyla el sıkışıyor. Amaç yasal yollarla film yüklenmesini sağlayarak, azalan gelirleri artırmak.
Aslında film şirketleri yasadışı film indirme konusunda bu yolu denemeden önce farklı yollara da başvurdu.
Önce internet servis sağlayıcı şirketlerle anlaşarak bunun engellemesini sağlamaya çalıştı. Ardından bu yolu kullananlar hakkında yasal takip başlattı. Bu platformu sağlayan internet sitelerini kapattırdı.
Tüm bu çalışmalara karşın yasadışı film yüklenmesinin önüne geçmeyi başaramayan Hollywood dünyası, çıkışı yine online platformda buldu.

Konsollar devrede
Ürettikleri filmlerin internetteki dosya paylaşım ağlarında yayılmasıyla birlikte ciddi gelir kaybı yaşayan bu şirketler, müzik firmalarının izlediği yolu takip ederek, tüketiciye internet aracılığıyla dokunan şirketlerle işbirliğine gitmeye başladı.
Son dönemde önde gelen teknoloji firmalarıyla anlaşma yoluna giden film stüdyoları, böylece filmlerin internet üzerinden yasal yollarla kullanıcılara ulaşmasını sağlamayı hedefliyor.
Bu alanda Japon elektronik devi Sony, Playstation 3 (PS3) konsolunu internet üzerinden film yükleyebilmek için bir platform haline getirdi. Şirket ayrıca Bravia serisi LVD televizyonlar aracılığıyla da filmlerin DVD’si bile çıkmadan yine internetten izlenebilmesine imkân tanıyacak.
PS3’ün Amerikalı rakibi XBox 360’ın üreticisi Microsoft firması da oyun konsolu aracılığıyla film arşivi oluşturarak, filmlerin internetten kullanıcılara ulaştırılmasını sağlayacak.
Film stüdyolarının öncelikle bu firmalarla anlaşmasında, oyun konsollarının son dönemde geliştirilen çoklu oyunlar sayesinde online platforma taşınmasının önemli rolü var.

Apple TV mucizesi!
Hollywood filmlerinin internet kullanıcısına ulaşmasında rol oynayacak olan bir diğer önemli anlaşma ise Apple firmasıyla yapıldı.
ABD’li üreticinin piyasaya çıkardığı Apple TV adlı ürün, tek ekrandan internete girilmesini ve televizyon yayınlarının izlenebilmesini sağlıyor.
Apple TV için yapılan  içerik anlaşmaları sayesinde filmlerin “iTunes” benzeri bir sistemle tüketiciler tarafından ucuz fiyatlarla ve kolay yolla satın alınabilmesi sağlanacak.
Şu anda yaklaşık 1000 adetlik filmden oluşan bir arşivle ABD’de uygulamaya konulan hizmetin, önümüzdeki dönemde farklı ülkelerde de kullanılması planlanıyor.

Taşınabilir boyut…
Hollywood şirketlerinin üzerinde çalıştığı bir diğer alan ise taşınabilir platformlarda film gösterimini sağlamak.
Bu amaçla filmleri farklı formatlar ve boyutlarda düzenleyerek, cep telefonları ve multimedya oynatıcılara uyumlu hale getirmeyi planlayan şirketler, bu yolla tüketicinin her an her yerde film yükleyerek, izleyebilmesinin önünü açmayı amaçlıyor.
Bu alanda gerçekleşen uygulamalara bakıldığında, Nokia’nın N96 adlı ürünüyle birlikte yüklü olarak gelen “Spider Man 3” adlı film, başarılı bir örnek olarak verilebilir

Güneş’in sıcaklığı kaç derece

Ağustos 9th, 2008

Güneş, Güneş Sistemi’ndeki en büyük gök cismidir. Çok sıcak ve yanmakta olan bazı gazlardan oluşur. Bu nedenle, yüzeyinde her saniyede milyonlarca atom bombası patlamasına eşit güçte patlamalar olur. Bu patlamalarda boyu Dünyamız’ın büyüklüğünün 40-50 katı olan alevler fışkırır.

Ateşten bir topa benzeyen Güneş, yüzeyinden çok büyük bir ısı ve ışık yayar. Eğer, Güneş olmasaydı, her zaman gece olurdu ve her yer buzla kaplı olurdu. En önemlisi daha önce söylemiştik ya! Dünya’da yaşam yani biz olamazdık.

Güneş’in sıcaklığı derece 6000 dış yüzeyinde, içindeki sıcaklık ise 12 milyon derecedir.
Çünkü, uzay (uzay filmlerinden de hatırlarsınız) karanlık bir yerdir. Dünyamız da bu karanlık yerdeki bir gök cismidir. Bu karanlık yerin içinde Dünyamız’ı Güneş’ten başka aydınlatabilecek ve ısıtabilecek bir gök cismi yoktur.

Ancak, Güneş’ten yayılan ışık çok parlaktır. Havanın açık olduğu bir günde Güneş’e bakmayı denemişsinizdir. Hatırlayın bakalım. Birkaç saniye bakınca gözleriniz kamaşmıştı, değil mi? Aslında, Güneş’e bu parlak ışık nedeniyle doğrudan bakmak çok tehlikelidir. Gözlerimize bu parlak ışık zarar verebilir. Ayrıca, yazın uzun süre Güneş’te kalmak da tehlikelidir. Hatta, cildimizde uzun bir tedaviyi gerektirecek çok ciddi yanıklar oluşabilir. Çünkü, Güneş’ten yayılan ısı özellikle yazın çok yüksek olur. Oysa Güneş, Dünya’ya milyonlarca kilometre uzaktadır ve uzaya yaydığı ısının sadece binde ikisi Dünyamız’a ulaşır.

Peki Güneş’ten çok uzakta olmasına rağmen, Dünyamız’da sıcaklık bu kadar yükselebiliyorsa, acaba Güneş’in üzerindeki sıcaklık ne kadardır?

Bilim adamları, bu konuda yaklaşık sayılar verebilirler. Ama bu sıcaklığı, bildiğimiz herhangi bir şeyin sıcaklığıyla karşılaştırarak anlamak mümkün değildir. Bir düşünün! Güneş’in sıcaklığı derece 6 bin yüzeyinde olduğunu, içinde ise sıcaklığın 12 milyon dereceye kadar yükseldiğini… Bunu bildiğimiz neyle karşılaştırabiliriz ki? Elimizle sıcak suya temas ettiğimizde 50 dereceden fazlasına dayanamayız. En sıcak yaz günlerinde bile hava en fazla 40-50 derece civarındadır. Bu örnekten de anlıyoruz ki, Allah Dünya ile Güneş’in uzaklığını en uygun olacak şekilde yaratmıştır. Güneş bize biraz daha yakın olsaydı, Dünya üzerindeki herşey sıcaktan kavrulur kül olurdu. Ancak, biraz daha uzakta olsaydı, bu sefer de herşey buz tutardı. Tabi ki her iki şekilde de yaşam mümkün olmazdı.

Güneşimiz eğer bizim Dünyamız’a gereğinden fazla yakın olşaydı, Dünyamız bayağı ter dökerdi hatta erirdi. Tüm bu hassas dengeler Allah’ın kontrolündedir.
Aslında, benzer şekilde Güneş’in ısısını daha az alan kutup bölgeleri devamlı bir buz tabakası ile kaplı; daha çok alan Ekvator bölgeleri ise devamlı sıcaktır. Allah, bu bölgeleri bizlere örnek olsun diye yaratmıştır. Diğer yerler ise canlıların yaşamına en uygun şartlarda yaratılmıştır. Bu Allah’ın bize olan şefkatini gösterir. Çünkü, Allah Güneş ile Dünya arasındaki uzaklığı şu anki gibi en uygun şekilde yaratmasaydı, Dünya’daki yaşam çok daha zor olurdu. Hatta olmayabilirdi.