Okyanusun en derin noktası

Ağustos 9th, 2008

- Bir kilogram ağırlığındaki bir cismin okyanusun en derin noktası olan Mariana Çukuru’na ulaşması tam bir saat alıyor.

- İkinci Dünya Savaşı’nda ABD’liler, yarasaları bomba ikmali için kullanmayı denemişler.

- Tavuğun ne renk yumurtlayacağını kulak memelerinin rengine bakarak anlamak mümkün. Eğer kulak memeleri beyazsa yumurtası beyaz, kırmızıysa yumurtası kahverengi oluyor.

- 10′uncu yüzyılda İran’ın veziriazamı olan Abdul Kasım İsmail, kitaplarına çok düşkün bir adammış. Bu sıradan bir düşkünlük değil. 117000 cilt kitaptan oluşan kütüphanesini nereye giderse yanında götürüyormuş.Bu iş için develeri kullanıyormuş. Özel eğitimli 400 deve, alfabetik olarak sıralanarak vezirin kitaplarını taşıyorlarmış.

En hızlı koşan kuş

Ağustos 9th, 2008

Devekuşları dünyadaki en büyük kuşlardır. Boyları bizim boyumuzdan daha uzundur. Bir devekuşu yaklaşık 2,5 metre uzunluğunda ve ortalama 120 kilo ağırlığındadır.Orta Afrika’da gruplar halinde yaşayan bu kuşlar uçma kabiliyetine sahip değildirler. Ama Allah onlara düşmanlarından kaçmaları için başka bir özellik vermiştir. Uzun bacaklarıyla çok hızlı koşarlar, o kadar hızlıdırlar ki, hiçbir insan koşarak onlara yetişemez. Devekuşu hayvanlar alemindeki en hızlı koşan kuş ve 1 saatte yaklaşık olarak 70 kilometrelik bir hıza ulaşabilmektedir. Ve şimdi size çok ilginç bir şey söyleyelim: Devekuşunun her bir ayağında sadece iki parmağı vardır, biliyor musunuz? Üstelik bu parmakların biri diğerinden çok daha büyüktür. Ve devekuşları yalnızca bu büyük parmaklarının üzerinde koşarlar.

Ayrıca, en hızlı koşan kuş devekuşları hızlı koşmalarını sağlayan uzun bacakları sayesinde usta bir dövüşçüdürler. Ayaklarıyla tekme atarlar ve pençeleriyle düşmanlarına karşı rahatça kendilerini savunurlar.

Dünyanın bu en büyük kuşunun yumurtası da kuş yumurtalarının en büyük olanıdır. Bu dev yumurtalar için kumda geniş bir çukur kazar ve buraya tüm yumurtaları yerleştirirler. Fakat 10-12 tane yumurtladıklarında çukurun büyüklüğünü de ona göre ayarlamaları gerekir. Eğer devekuşu, çukuru, kumda değil de toprakta açsaydı, bu çok zaman alırdı ve kuşun çok fazla enerji harcamasına sebep olurdu. Gerçekten de kumun taşınması, toprağa göre daha kolaydır. Kumu elinizle bile eşeleyebilirsiniz, fakat toprak için en azından bir kürek gereklidir. İşte bu nedenle, Allah’ın ilhamıyla hareket eden devekuşları kazmak için toprağı değil de en az emek harcadıkları kumu tercih ederler. Sonra da yumurtaların üzerini kolayca yine kumla örterler.

En hızlı koşan kuş devekuşları hakkındaki bir diğer ilginç bilgi de sürüdeki bütün yumurtaların bakımını tek bir dişinin üstlenmesidir. Ancak yuva belli sayıda yavruyu barındırabildiği için bu dişi önceliği kendi yumurtalarına verecektir. Devekuşları kendi yumurtalarını kabukların üzerindeki hava delikleri sayesinde ayırt ederler.

Yumurtadan çıkan yavrular savunmasızdır. Her an yırtıcı bir kuşa yem olabilirler. Ancak, yavrular bir tehlike ile karşılaştıklarında kendilerini korumak için yere yamyassı serilerek ölü taklidi yaparlar. Bu şekilde, düşmanları onların ölü olduğunu düşünerek onlara saldırmaz. Bu taklidi bütün yavrular aynı şekilde uygular.

Daha dünyaya yeni gelen bir kuşun bunu akletmesi veya öğrenmesi imkansızdır! Peki, o zaman nasıl olur da bir kuş doğar doğmaz adeta bir tiyatrocu gibi böyle bir rol yapma yeteneğine sahip olabilir? Cevap çok açıktır. Allah, “Rab” yani eğiten, öğreten sıfatıyla başka hiçbir savunmaları olmayan bu yavrucaklara böyle etkili bir korunma tekniğini öğretmiştir.

Dünya’ya en yakın yıldız

Ağustos 9th, 2008

Dünya’ya en yakın yıldız güneş’tir.

Günışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır.

Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.

Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika’dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.

Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya’nın ishigaki Adası’nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır.

Acık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür.

Sahra çölündeki Tidikelt kasabasına on yıl boyunca hiç yağmur yağmamıştır.

Başkan John F. Kennedy, yirmi dakikada dört gazete okuyabilirdi.

Mumyaların ayak parmakları tek tek sarılarak mumyalanmıştır.

Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı.1878 yılının şubat ayında Connecticut New Haven’da yayımlanmıştı.

Yataktan düşerek ölme olasılığı iki milyonda birdir.

Ünlü çizgi film kahramanı Temel Reis, 1919 yılında Elzie Crisler Segar tarafından yaratıldı.

İlk çamaşır makinesi 1907 yılında Hurley Machine Co. tarafından pazarlandı.

Dünya’ya en yakın yıldız güneş’tir.

Dünyanın en büyük elması

Ağustos 9th, 2008

Topkapı Müzesi’ndeki ünlü “Kaşıkçı Elması” adını nasıl almış? Bu elmas Osmanlı Hazinesi’ne nasıl girmiş? Elmas kaç karattır? Dünyanın tanınmış elmasları arasında yeri nedir?

Topkapı müzesindeki ünlü elmasa neden “kaşıkçı elması” denildiği hakkında muhtelif hikayeler varsa da, kanımca bunların doğru olanı, elmasın kesiminin oval olması ve dolayısıyla da kaşığa benzemesindendir. Elmasın Osmanlı Sarayı’na nasıl girdiği hakkındaki bilgi de, rivayetten öte değildir. Son yıllarda yeni tartışılmaya başlanan ve doğru olması en muhtemel rivayet şöyledir: 1774 yılında Pigot adında bir Fransız subayı, bu elması Hindistan’ın Madaras Mihracesi’nden satın alıp Fransa’ya götürür. Bir zaman sonra tekrar satılığa çıkartılan elması Napolyon’un annesi satın alır ve uzun süre göğsünde taşır. Ne var ki, Napolyon sürgüne gönderildiği zaman, oğlunu kurtarabilmek için, annesi de elması mecburen satılığa çıkartır. İşte o sırada, Fransa’da bulunan Tepedelenli Ali Paşa’nın bir adamı, paşa adına 150 bin altın ödeyerek elması satın alır ve paşaya getirir.

Sultan 2′nci Mahmud zamanında, Tepedelenli Ali paşa, devlete karşı ayaklandığı gerekçesiyle öldürülür, paşanın varlıklarına el konulur ve nesi var nesi yoksa Osmanlı Hazinesi’ne gönderilir. Böylelikle, Napolyon’un annesinden satın alınan “Kaşıkçı Elması” hazineye girmiş olur.

Kaşıkçı elması’nın çevresini iki sıra 49 adet pırlanta kuşatmaktadır. Bu haliyle elmas, yıldızların ortasında pırıl pırıl parlayıp gökyüzünü aydınlatan bir dolunayı andırır. Pırlantaların, elmasa ışık ve güzellik vermesi için sonradan, 2′nci Mahmud tarafından dizdirildiği sanılmaktadır.

Kaşıkçı elması 86 karattır ve dünya’nın tanınmış 22 elması arasındadır. Dünyanın en büyük elması olarak bilinen 191 karatlık Işık Dağı ya da Kuh-i Nur adıyla tanınan elmas Hindistan’da bulunmuştur ve bugün, İngiltere Krallık Hazinesi’ndedir. Adı Farsçada Işık Denizi anlamında olan, uçuk pembe renkli, yassı bir taş olan Derya-i Nur elması ise, yaklaşık 185 kırat ağırlığındadır ve bugün İran Milli Bankası’nda saklanmaktadır. Bunlara ilaveten, 1853 yılında Brezilya’da bulunan ve Güney Yıldızı adıyla tanınan 128 karatlık elmasla, Büyük Moğol Elması ve bizdeki 86 karatlık Kaşıkçı Elması, dünyanın en büyük elması ve en değerli 22 elmasın arasında bulunmaktadır.

Şaşırtan korsan

Ağustos 9th, 2008

Bir müzik grubunun şarkılarını torrent’e sızdıran korsanın kimliği herkesi şoke etti.
Müzik grubu Buckcherry, en son single’larının bir torrent sitesine sızdığına görünce küplere bindi. Ancak grup için işin daha korkunç yanı, torrent’e bu single’ın nasıl sızdırıldığında gizliydi.

Single’larının bu şekilde torrent’e sızmasından son derece rahatsız olduklarını ifade eden ve büyük hayal kırıklığı yaşayan grup üyeleri, şarkılarının en önce fanları tarafından dinlenilmesini istediklerinin altını çizdi.

Ancak TorrentFreak, çok geçmeden gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi: Torrent’e grubun son single’ını sızdıran kişi çok da uzaklarda değildi: O kişi, grubun bizzat içinde olan ve grubun yöneticisi John Klemme’dan başkası değildi.

Klemme’nin suçüstü yakalandığını açıklayan TorrentFreak, bir şarkının kendi kendine torrent’e sızamayacağını ve insanüstü bir yeteneği olmayan hiç kimsenin yayınlanmamış bir materyali torrent’e gönderemeyeceğinin altını çizdi.

Asıl suçlunun yakalanma hikayesi ise şöyle: Torrent’e bu single’ı gönderen kişinin önce IP adresi tespit edildi; ardından aynı IP adresin WikiPedia’nın Buckcherry ile ilgili olan sayfalarını düzenlediği tespit edildi. Bunun ardından potansiyel suçlu olan grubun yöneticisine email ile mesaj gönderen grup üyeleri, yöneticiden aldıkları yanıt mesajının da aynı IP’den geldiğini görünce işin aslı ortaya çıkmış oldu.

Geleceği değiştirecek kask

Ağustos 9th, 2008

Bilimkurgu gerçek oldu. Artık kafanıza taktığınız bir kask ile bilgisayarınızı kullanabilir ya da araba sürebilirsiniz.

Einstein ve X-files… Öteki bilim insanlarının aksine, X-files adı verilen normalüstü konulara çok meraklıydı. 1920′li yıllarda, fizik üzerine amatör araştırmalar yapan Amerikalı yazar Upton Sinclair’in, telepatiyi konu alan “Zihinsel Radyo” (Mental Radio) adlı kitabına önsöz yazmıştı. Einstein, Sinclair’in “altıncı his” ile ilgili kanıtlarının göz ardı edilemeyeceğine inanıyordu. Hatta, insanların telepatik yollarla iletişim kurabileceklerini de açıklamıştı. Günümüze geldiğimizde ise Einstein teorisi gerçekleşmeye başladı.

Emotiv System adlı bir şirket tarafından geliştirilen bir kask sayesinde artık oyunları klavye ya da joystickler olmadan oynayabilir ya da robot veya uzaktan kumandalı araçları bir kumanda gereği duymadan yönetebilirsiniz.

Epoc isimli bu yeni kask üstünde bulunan 16 alıcı sayesinde farklı bölgelerdeki beyin dalgalarını takip edip bunları değerlendirerek komutlara çevirebiliyor ve bu sayede hangi hareketi yapmak istediğinizi ne tarafa bakmak istediğinizi anlayabiliyor ve beyniniz ile verdiğiniz komutları sayesinde sanal ortamda da aynı hareketlerin gerçekleşmesini sağlıyor. Buna benzer cihazlar daha öncede ortaya çıkmıştı. Fakat EPOC’un farkı hareketleri sanal ortama aktarmada gerçekten başarılı olması.

Tabi siz bu kaskın sadece oyunlarda kullanılabileceğini düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz. Kask sadece oyun alanında değil, çeşitli anket ya da araştırmalarda ve bundan daha önemlisi sağlık sektöründe de kullanılabilecek.

Örneğin, uyuşturucu bağımlılarının tedavisinde kaskın önemli bir tedavi aracı olabileceği düşünülüyor. Yazılan çeşitli uygulamalar ile psikolojik yöntemler birleştirilerek bağımlıların tedavisinde etkin bir rol alabilir ve tedavi süresini kısaltabilir. Yada bilgisayar oyunu müptelalarının iyileştirilmesi içinde kullanılabilinir. Bu yüzden kaskın bu ve benzeri psikolojik hastalıklarda etkin bir tedavi aracı olabilir.

Tabi ürünün piyasaya çıkar ve başarılı olursa çok köklü değişikliklere de sebep olabileceğini düşünebiliriz. En basitinden artık bilgisayarlarımızı kullanabilmek için klavye ya da fare gibi ek donanımlara ihtiyacımız kalmayacak. Çünkü sadece düşünce gücümüzle bilgisayarlarda istediğimizi yazabilir ya da istediğimiz değişiklikleri sadece düşünerek yapabiliriz. Bu sayede dokunmatik ekranlar, elektronik çizim masaları gibi ek donanımlar kaybolabilir. Çünkü hiçbir işlevsellikleri kalmayabilir. Bunun gibi daha birçok farklı örnek çoğaltılabilir.

Bu saydığımız olabilecek değişiklikler bizim iyi niyetimiz ile düşündüğümüz şeyler. Eğer bu cihaz askeri alanlarda kullanılmaya başlanırsa kullanan tarafın çok büyük bir üstünlük sağlayabileceği bir gerçek. Robotlar ile kullanılmaya başlamasını bir düşünün. Evinde oturan bir adam, Dünya’nın öbür ucunda bir yerde bir robot yardımıyla kameradan görüntüleri alabilir ve sanki ordaymışçasına gezebilir. Ama tabiî ki bunu bir adım bile atmadan sadece düşünce gücü ile yapması insana gerçekten korkutucu geliyor.

90’ların ikinci yarısında çok popüler olan hatta bu konu üzerine birçok film çekilen bilimkurgu hikâyeleri sanırız yakın gelecekte gerçek olmaya başlayacak.

Operatörümüzden memnunuz!

Ağustos 9th, 2008

Türkiye’nin kentsel alanında yaşayan, ekonomik olarak aktif ve çalışan nüfusun yaşam biçimlerinin ele alındığı Tüketici Trend Araştırması’nın ikinci dönem sonuçları açıklandı.

Ürün kullanım alışkanlıkları, ürün markalarını tanıma düzeyleri, marka tercihleri ve yakın gelecekte ürün ve hizmet satın alma eğilimlerinin anlaşılması, ölçülmesi amacıyla gerçekleştirilen araştırma, çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor.

İnterpromedya tarafından 3 ayda bir periyodik olarak gerçekleştirilen ve her sektörden firmanın soruları ile yer alabileceği Tüketici Trend Araştırması, Türkiye’nin kentsel alanında yaşayan tüketiciler ile yapılıyor. Kantitatif araştırma, toplam 16 ilde (İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Erzurum, Gaziantep, Konya, Kayseri, Manisa, Samsun, Trabzon) gerçekleştirildi.

15 yaş ve üzeri arası örneklem ile yüzyüze anket tekniği kullanılarak yapılan araştırmada %51’i erkek, %49’u kadın olan toplam 1.512 birey ile görüşüldü. Örneklemin %33,5’i üniversite, % 40,3’ü lise ve % 26,1’i ilköğretim mezunu.

Tüketici Trend Araştırması kapsamında görüşülen kişilerin bireysel teknoloji ürünleri kullanım oranı ise şöyle; % 96’sı cep telefonu, %59,4’ü bilgisayar, % 56,8’i internet, %35,4’ü MP3 çalar, % 19’u paralı TV ve % 17,4’ü LCD/Plazma kullanıyor.

İnternetten daha fazla şarkı indirir olduk…
İnternet kullanımına dikkat çeken soruların da yer aldığı Tüketici Trend Araştırması, hane halkının internet kullanıma ilişkin şu sonuçları ortaya koyuyor. Evde sadece kendisi internet kullanan tüketicilerin oranı % 24,5 iken, tüm ev halkı internet kullanıyor yanıtı % 23 ile araştırmada yer alıyor. Hanede 2 kişi internet kullanıyor yanıtını verenlerin oranı % 33,7, hanede 3 kişi internet kullanıyor yanıtını verenlerin oranı ise % 18,8.

Tüketici Trend Araştırması kapsamında “tüketicinin internet kullanım amaçları” sorusuna ilişkin, Mart 2007 sonuçları ile Haziran 2008 sonuçları karşılaştırıldığında farklılıklar ortaya çıktı. Mart 2007 döneminde interneti şarkı indirmek için kullananların oranı % 47,4 iken, Haziran 2008 döneminde bu oran % 72,4’e yükseldi.

Zincir mağazalar ile bayiler yarışta…
Tüketinin teknoloji ürünü satın alma noktalarının sorulduğu araştırmada; zincir mağazaları tercih edenlerin oranı % 58,2 iken ilgili marka bayilerini tercih edenlerin oranı % 48,7 oldu. İlgili marka bayi yanıtı verenleri sırasıyla; % 25 ile semtindeki teknoloji ürünü satan mağazalar, % 22,1 oranında toptan satış yapılan iş merkezileri takip etti. İnternetten teknoloji ürünü satın alma oranı ise % 3 olarak araştırmada yer aldı.

İnterpromedya tarafından 3 ayda bir yapılan araştırmada, geçen yılın Haziran ayı sonuçları ile bu yılın sonuçları karşılaştırıldığında; cep telefonu satın alma eğilimi yine başta yer aldı. Bir yıl içinde satın alınması düşünülen teknoloji ürünleri sorulduğunda; Haziran 2007’de % 18,5 oranla ilk sırada yer alan cep telefonu, 2008 Haziran ayında % 19,6 ile yine ilk sırada yer aldı.

Masaüstü bilgisayar 2007’de % 9,6, 2008 yılında ise % 11,1 oranı ile sıralamada kendisine yer buldu. Taşınabilir bilgisayar 2007 Haziran ayında % 8,9, 2008’de 11,2 oranı ile yanıtlanırken, 2008 yılında cep telefonundan sonra alınması düşünülen ikinci sıradaki ürün grubu oldu.

Hane olarak cep telefonunu seviyoruz…
Tüketici Trend Araştırması kapsamında, cep telefonu sahipliği, numara taşınabilirliği ve operatör terchileri konusunda da sorular tüketicilere yöneltildi. Görüşülen kişilerin % 43,5’i Turkcell, % 19’u Vodafone, % 17,3’ü Avea abonelerinden oluşurken, % 6,3’ü Turkcell ve Avea, % 5,8’i Turkcell ve Vodafone, % 3,8’i Vodafone ve Avea abonesi olduğu, tüm oparetörleri tercih edenlerin oranının ise % 4,3 olduğu gözlemlendi.

Hane halkının cep telefonu sahipliği sorusuna % 37,2 oranında tüm ev halkı yanıtı alınırken, 2 kişi diyenlerin oranı % 32,4 oldu. Hanede 3 kişi cep telefonu kullanıyor yanıtı % 23,9 oranında, sadece kendisi cep telefonu sahibi olan tüketici oranı ise % 6,5 oranında olduğu ortaya çıktı.

Faturalar, operatörler tercihlerini etkiliyor…
Numara taşınabilirliği konusunda bilgi sahibi olmayanların oranı % 68,7 iken, bilgim var diyenlerin oranı % 31,3 oldu. Değişiklik durumunda operatör tercihini belirten tüketici, % 80,4 değiştirmeyi düşünmüyorum derken, Turkcell’e geçmeyi düşünenlerin oranı % 7, Vodafone’u tercih etmeyi düşünenlerin oranı, Avea’ya geçmeyi düşünenlerle aynı oranda % 6,3 oldu.

Tüketicilere opearatör değiştirme nedenleri sorulduğunda, % 53,7 ile çok büyük bir oranda “fiyat uygun” yanıtı alındı. Ardından gelen değiştirme nedenleri sırayla; yaygın ve kullanıcısı çok (% 34,1), paket hizmet çeşitliliği (% 27,4), markaya güven (% 22,6), hizmet kalitesi (% 19,6), teknolojik alt yapısı güçlü (% 16,6), müşteri odaklı (% 7,1), arkasındaki grup (% 5,7) yanıtı yer aldı. Diğer diyenlerin oranı ise % 3,4 oldu.

Pusulayı Kim İcat Etti?

Ağustos 9th, 2008

Pusulanın mucidi çinlilerdir. Manyetik bir ortamda serbest bırakılan bir obje nin kuzeye yöneleceği prensibinden hareket edilerek pusulanın keşfi gerçekleşti. Çinliler, MS100 yılında pusulayı icat etti.

Kurşun geçirmez sütyen!

Ağustos 9th, 2008

Alman polisinin silahlı çatışmalara karşı tavrı gayet net: “Kadın olmasa da olur, iş ki göğüsler sağlam kalsın.”

Alman polis teşkilatında cephede görevli 3000 kadın polis, artık bütün tehlikelere korkusuzca göğüs gerebilecek. Çünkü artık onların kurşun geçirmez sütyenleri var!

Son iki aydır gizlilik içerisinde geliştirilmekte olan sütyenler, aslında haberi okuyan herkesi bir süre güldürmekten daha ileri bir görev üstleniyor. Standart bir kurşun geçirmez yelek giyen polis memureleri, yine de yelek isabet aldığında darbenin şiddetiyle parçalanan sütyenin içindeki metal ve plastik parçalar nedeniyle ciddi şekilde yaralanabiliyor. Yeni sütyenler ise pamuk, polyester ve likra karışımı tek parça dokumadan oluşuyor ve içlerinde  (nerelerinde olduğunu sormayın artık!) koruyucu görev üstlenen yastıkçıklar bulunuyor.

Dört bedeni olan sütyenler, lastiklerindeki “Polizei” işlemesiyle yeni bir moda oluşturabilir mi? Eyvah eyvah…

AP-302 ile internete her yerden bağlanın

Ağustos 9th, 2008

Tüm iş alanlarında en yüksek kapasitede geniş bant Internet erişimi sağlamak için yeni teknolojilere sahip ürünler sunan AirTies, AP-302 ile ev, ofis, cafe ve restoranlarda bağlantı hızı düşük Internet dönemine son veriyor.

Beton duvar ve çok katlı binaların meydana getirdiği sinyal zayıflama sorununu çözen AirTies patentli Mesh Teknolojisi ile üretilen AP-302, Internet bağlantınızı her noktadan hızlı, güçlü, güvenli ve hesaplı bir biçimde genişletiyor.

Yeni bir modem almanıza gerek kalmadan, bağlantınızı kablosuz hale getirmenizi sağlayan AP-302, aynı zamanda duvarların kablosuz sinyalleri zayıflatma etkisini de gideriyor. Böylece çok katlı veya geniş alanlarda AirTies Mesh Teknolojisi sayesinde, sinyallerin zayıf olduğu yerlerde kolaylıkla  kurulumunuzu gerçekleştirip evinizin her köşesinden Internete sorunsuzca bağlanabiliyorsunuz. AP-302, sahip olduğu en gelişmiş şifreleme standartları WEP, WPA ve WPA2 desteği ile kablosuz ağınızın güvenliğini de sağlıyor.

Estetik çizgilere sahip  küçük tasarımıyla AP-302, hızlı performans, Türkçe kurulum kılavuzu ve ara yüzü ile de tüm AirTies ürünlerinde olduğu gibi kolay kullanım ve kurulum imkanı ile sunuluyor. Mekan tasarımlarına özen gösteren işyeri kullanıcıları için ideal bir görünüme ve özelliklere sahip olan AP-302, iş yerlerinde yazıcı ve depolama ünitelerinin de kablosuz olarak kullanılabilmesini sağlıyor.

Performansı ve kullanım özellikleri ile yenilenen AP-302 önümüzdeki dönemde Yunanistan, Almanya ve Rusya pazarına da satışa sunulacak.